Cuma , Ağustos 22 2014 02:57
Son Haberler
Anasayfa > Serbest Kürsü > Her şey mi tadında olur!

Her şey mi tadında olur!

1384894 613227875395780 1660768530 n 150x150 Her şey mi tadında olur!Digitürk’ün Türkmax kanalında haftaiçi her gün 10.10–14.30 arasında yayınlanan “formatlar ötesi” bir program var: Her Şey Tadında. Neden formatlar ötesi diyorum çünkü program içerik olarak TV formatları arasında melez bir yapıya sahip. Ama iyi ki de sahip! Bu programda her şey var ve her şey de adı gibi “tadında”. Bu hafta Türk televizyon tarihinin gelmiş geçmiş en iyi sabah kuşağı programlarından birisini, hatta en iyisini bu yüzden kaleme aldım.

Aslında Saymakla Bitmez Ama…

Yine de bu programı yaratanların en azından bir kısmını ayrı ayrı kaleme almak istedim. Bu program kamera önünde görünen beş–altı kişiden ibaret değil çünkü. Kamera arkası da bir o kadar önemli. Yapımcı Savaş Ergen, yönetmen İdil Olgaç, yapımda çalışan Zeynep Karlıtepe… Bu isimler program esnasında espirilere bile konu olan isimlerden sadece birkaçı. Burada herkes başrol anlayacağınız. Kimisi kamera önünde kimisi arkasında…

İPEK DURKAL

Jess, İpek Durkal’dan başlayacağım için belki kızacaktır, “Ben saksı değilim, o yokken ben vardım burada” diyecektir belki ama ben yine de İpek Durkal’dan başlamak istiyorum. Milliyet’te gazeteci, Her Şey Tadında’da magazin bölümünün moderatörü ve çok iyi bir insan. İpek Durkal’la ilgili benim ilk olarak söyleyebileğim bunlar. Aklı da yüreği de selim olan nadir insanlardan biri. Magazin dünyasının içinde bir gazeteci olarak, nasıl bu kadar derisinin kalınlaşmasını engellemiş merak ediyorum ve bu yüzden bir şeyler kapmak için kendisini devamlı gözlemliyorum. Çok da açık sözlü bir insan ayrıca. Modern Sanat’tan çok hoşlanmadığını açıkça söylüyor mesela.  Ben de katılıyorum tabi buna! Bazen öyle yorumlar, uyarlamalar yapıyor ki hem gülüyorsunuz hem de “Oh be, o da benim gibi düşünüyormuş bak yalnız değilmişim” diyorsunuz.  Örneğin “Anne Ben Salak Mıyım?”  diye ismini uyarladığı bir modern sanat sergisi var ki bu konuya en uygun örnek bu olacaktır.

 JESS MOLHO

Ve geldik Jess’e.  Daha magazin masası yokken sen vardın Jess. Senle Sena olmasaydınız magazin masası da olmazdı evet haklısın! Jess Molho tabiki de Her Şey Tadında’nın her şeyi. Türkiye’de bir elin beş parmağını geçmeyen iyi sunucularından biri aynı zamanda. Bu işte disiplinin, sorumluluk sahibi olmanın ne kadar önemli bir şey olduğunu yıllardır gösteren bir isim. Programda en gerçeğe yakın eleştiriler zaman zaman Jess’ten gelse de zaman zaman “Jess o öyle değil ama…” diyerek Jess’in ikna olmasını beklemek durumunda kalıyorsunuz. Ama o bir türlü ikna olmuyor. O yüzden bazı zamanlar magazin masası yerini talk show’a bırakıyorsa Jess’in katkısı bunda büyük. Jess’in bir de girdiği her iddiayı kaybetme, beğendiği diziyi yayından kaldırma gibi doğa üstü bir gücü var. Kısacası her telden çalıyor Jess. İşte tüm bu özellikler de onu bizden biri yapıyor aslında. O da söylüyor zaten bunu, aksine bir ayrımın da olmadığını her fırsatta vurguluyor.

TURHAN ALYAKUT

Onun için gizli entelektüel (tek l ile evet) diyorlar ama ben de diyorum ki neresi gizli yahu bunun? Turhan Alyakut’un bilmediği bir şey mi var? Kendisinden editörlüğün dışında çok iyi bir belgeselci, tarihçi, antropolog olur mesela, hiç yabancılık çekmez. Belki de bizden gizli yapıyordur bunları da bilemeyiz. Ama bilsek şaşırmayız da bence.  Bu programın başarısında onun katkısı büyük, böyle bir programın editörü olmak herkesin harcı değil. Turhan Alyakut’un bir de şu özelliği var, onun diline düştünüz mü yandınız. Ünlü olmadığınız için sevinme nedenlerinizden biri olabilir kendisi hani o kadar söyleyeyim. Yiğidi güzelce öldürmesini de bilir hakkını vermesini de.

EYÜP KEMAL SEVİNÇ

Birçok sabah programında aşçı vardır. O aşçılarla genelde pek bir temas kuramayız. İşte burada o durum söz konusu değil.  Eyüp Kemal sadece işinde çok iyi olan aşçılardan değil çünkü. Kendisi yemek kültürünü en iyi şekilde korumaya, aktarmaya çalışan ve program dışındaki çalışmalarını da bu doğrultuda gerçekleştiren bir aşçı. Tam bir profesyonel anlayacağınız. Bazı aşçılar stüdyoya gelir, yemeğini yapar, yemek dışında iki bir şey söylerlerse söyler, söylemezse gider. Eyüp Kemal öyle değil işte. Mutfak dedikodusunda yorumlarıyla izleyicinin kendisiyle “temas” kurmasını sağlayabiliyor. Özellikle bu sezon Eyüp Kemal daha iyi. Çünkü Jess’le beraber iki bey olarak mutfağı ele geçirdiler. Evet meydan beylere kaldı ama kadın dünyasından anlayan zarif beylere…

SEVİLAY HANIM

Sevilay Hanım’ın soy adını unutmuşum ama internetten bakma gereği de duymadım, neden? Çünkü kendisi Semra Hanım gibi bir fenomen oldu artık. Ama korkmayın sadece isim olarak bir benzerlikten söz ediyorm ben. Semra Hanım’ın soy adını bilen var mı mesela? Yok. Ben de Sevilay Hanım’ın soy adını unutmuşum olamaz mı, oluyor işte. Sevilay Hanım masanın en kıdemli yorumlarını yapıyor çoğu zaman. Yılların tecrübesiyle bir bir kurşun gibi diziyor tenkitleri, siz de öylece kalakalıyorsunuz, bir şey diyemiyorsunuz, çünkü haklı. Sıyırma yorumları sevmiyor, kenardan dolaşmıyor doğrudan ama yaşadıklarından, gözlemlerinden ama tahminlerinden yola çıkarak fikirlerini açık bir şekilde söylüyor. Her Şey Tadında’nın annesi yani anlayacağınız. Ayrıca kendisi seyircilerin arasından seçilen konuk yorumcu olarak progama katılsa da artık profesyonel oldu bu programla beraber.

VE SENA KEÇELİ

Bazen sevdiğiniz insanları öne koyarsanız, bazen sona saklarsınız. Bu yazıda her ikisi de oldu. Sena Keçeli şu an doğum sebebiyle programa bir süre ara verdi. Kendisinin yerinde Sevilay Hanım oturuyor. Herkes dört gözle onun programa dönmesini bekliyor. Onun dobra yorumlarına, doğal hallerine özlem git gide artıyor.  Dobralık demişken sektörde dobralığıyla bilinen isimler vardır bilirsiniz. Hemen bir iki isim kafanızda canlanmıştır diye tahmin ediyorum. İşte o isimler Sena’nın yanında ezilirler. Çünkü dobralık onda başkalarındaki gibi ağzına her geleni söyleme, lakayık bir şekilde konuşma ya da gereksiz bir sivri dilli olmak değil. O gerçekten de dobra. Samimi bir şekilde, kimseden çekinmeden, “aman  yanlış olmasın” bilinciyle söylüyor Sena her sözünü. Programda herkes kendisiyle dalga geçebilecek olgunlukta ama Sena bu konuda daha cüretkar. Bu yüzden de seyirciler olarak evde duvarlara çizik atarak Sena’nın dönmesini bekliyoruz. Jess bu sevgiyi bir televizyoncu olarak çok daha iyi gördüğünden çok haklı bir şey söylüyor: “ Eğer Sena istese Türkiye’de ondan daha iyi başka bir kadın programcı olamaz.” Ama gel gelelim Sena kendisini daha samimi ve daha çekirdek bir kitleye saklamayı tercih ediyor.

Erdem Türkavcı

Yorum

Yorum

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*


yedi + 8 =

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

%d blogcu bunu beğendi: